Etiyopya’nın kuzeyinde, orta kesimde Lasta Dağları arasında yer alan Lalibela, ülkenin kutsal şehri olarak anılıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan şehirde bulunan kayalara oyulmuş kiliselerin olduğu vadi, Etiyopya Hristiyanlarının kutsal saydığı bir bölgedir. Bu kiliselerin hikayesi ise 12. yüzyıla kadar dayanıyor. Kudüs dışında yeni bir hac merkezi oluşturmak isteyen Etiyopya kralı, Lalibela’da kiliseler yaptırdı. Ve gerçekten de yakın coğrafyalardaki Hristiyanların hac merkezine dönüştü. Günümüzde bu durum halen devam ediyor. Özellikle her yıl 19 Ocak’ta İsa’nın vaftiz edilişinin temsili olarak kutlanan festivale binlerce kişi katıldı. Bu kiliseler arasında en çok ilgi göreni ise Etiyopya’nın koruyucu azizi sayılan Bet Giyorgis adına yapılan Aziz George’dur. Lalibela’da resmi dil olarak Amharca konuşuluyor; Şehirde para birimi olarak Etiyopya Biri kullanılıyor.
Lalibela içi ulaşım
Lalibela’da şehir içi ulaşımda rahat etmek için havalimanın hemen dışındaki minibüslerden kiralayabilirsiniz. Çünkü Lalibela’da diğer Etiyopya şehirlerinde olduğu gibi toplu taşıma aracı olarak kullanılan minibüsler bulunmuyor. Bunun yerine atların çektiği araçlar mevcut. Şehirde gezmenin bir diğer pratik yolu ise yürüyerek gezmek olabilir. Dilediğiniz her yere güvenle yürümeniz mümkün. Okul çağındaki çocuklar sizinle arkadaşlık kurup, şehri gezdirmek için rehberlik etmek isteyebiliyor.
Lalibela’da gezilmesi gereken yerler:
Yaklaşık 15 bin nüfusuyla Etiyopya’nın kuzeyinde Lasta dağları arasında yer alan Lalibela şehri, 10. ve 13. yüzyıllar arasında ülkeyi yöneten Zagwe hanedanına başkentlik yapmıştır. Önceleri Roha olarak anılan ancak daha sonraları hanedanın en tanınmış üyelerinden birisi olarak kabul edilen ve 12. yüzyılda ülkeyi yöneten Kral Lalibela’nın adıyla anılan şehir, Orta Çağ’dan kalma kayalara oyulmuş 11 adet kilisesi ile ünlenmiştir. Aynı zamanda pek çok Etiyopyalı için de bir hac ve ibadet yeri olarak kabul edilmektedir. Bu sebeplerden ötürü Lalibela’da gezilecek yerler sadece kiliselerle sınırlıdır.
Lalibela kiliseleri, Etiyopya inşaat geleneğinin güzel ve farklı örneklerini yansıtmaktadır. Pek çoğu monolitik (masif bir kayadan tek parça halinde oyulmuş) yapıdaki kiliseler, Kral Lalibela’nın “Yeni Kudüs” yaratma niyetiyle ortaya çıkmıştır. Efsaneye göre, iyi bir Hıristiyan olan Kral, bir seferinde gördüğü rüyada Kudüs’e gider ve orada kendisine “yeni Kudüs” yaratma görevi verilir. Bunun üzerine Kral, Kudüs ve İskenderiye’den getirttiği yetenekli duvar ustalarına Ürdün Nehri’nin iki yanına 10 adet kilise inşa ettirir. Bu kiliselerin inşasında geceleri meleklerin yardım ettiği ve her gece, gündüz işçilerin yaptıklarının iki katını yaptıkları söylenmektedir. Kral’ın ölümünden sonra dul eşi onun anısına bir kilise daha inşa ettirir.
Kiliseler temel olarak iki farklı gruba ayrılmaktadır: Kuzeybatı grubundakiler ve güneydoğu grubundakiler. Pratikte bu ayrım nehrin iki tarafını simgelemektedir. En büyük ve gösterişlisi “Kurtarıcının Kilisesi” olarak adlandırılan Beta Medhane Alem, 33.5 metre uzunluğunda ve 10.5 metre yüksekliğindedir. Dünyanın en büyük monolitik kilisesi olarak kabul edilen yapının, Beta Maryam ve Beta Golgotha Kiliselerine bağlantısı bulunmaktadır. Kiliselerin pek çoğu tüneller ya da derin geçitler vasıtasıyla birbirine bağlanmıştır.
Kiliselerin tamamı UNESCO Dünya Mirası Listesi kapsamında korunmaktadır.Kiliselerin arasında en çok ilgi çekeni ise, hiç kuşkusuz, Etiyopya’nın koruyucu azizi St. George adına yapılmış olan Beta Giyorgis’dir. 25 metreye 25 metrelik bir alanda bulunan kilise, simetrik bir haç şeklinde oyularak yapılmıştır. Derin bir çukurda yer alan kiliseye tünel aracılığıyla ulaşılmaktadır. Kilise, dünyanın sekizinci harikalarından birisi olarak kabul edilmektedir.
Lalibela, Etiyopya’ya giden herkesin mutlaka görmek istediği bir yerdir. Bu kadar popüler olmasının nedeni de, işte bu kiliseler. Alışılmıştan farklı olarak kayalık zeminin içine oyulmuş olan kiliseler kuzeybatı bölümünde bulunan grupta yedi, güneydoğudakinde ise beş kilise vardır. Kiliseler esasen iki değişik metotla yapılmıştır. Kuzeybatı grubundakiler ve 13. kilise olan Bet Giorgis Kilisesi, kaya zemin içerisine oyularak oluşturulmuş ve çoğu monolit yapıdadır. Yani masif bir kayadan tek parça halinde oyulmuştur. Bunlar ya dört duvarı ya da sadece üç duvarı çevresindeki kayadan tamamıyla ayrılmış olarak oluşturulmuş. Güneydoğu grubundakiler ise, Tigray’dekiler gibi kayalara oyulmuş kiliseler şeklindedir.
Monolit yapıların bir kısmı, yapıldıkları günden beri maruz kaldıkları erozyondan kaynaklanan hasarın giderilmesi için restorasyona alınmış durumdadır. Restorasyonu 2001 yılında tamamlanmış olan Bet Giorgis Kilisesi, içlerinde ihtişamıyla en dikkat çekici olanı ve diğer kilise gruplarından da farklı bir konumdadır. 15 metre yüksekliğinde (ya da derinliğinde) olan yapı simetrik bir haç şeklinde oyularak oluşturulmuş. Birbirlerine tüneller ya da derin geçitlerle bağlı olan diğer iki gruptaki kiliseleri gezerken, kayalarda oluşturulmuş olan inziva oyuklarında ya da merdiven kenarlarında, kendilerini
okudukları İncil’e kaptırmış münzevilere rastlayacaksınız.
Lalibela’da nerede kalınır?
Lalibela’da uygun fiyatlı oteller şehir merkezi ve otobüs garı çevresinde yer alıyor. Bir de şehrin tepe kısmında yer alan biraz daha lüks ve güzel şehir manzarasına sahip seçenekler mevcut.
Lalibela’ya ne zaman gidilir?
Tüm ülkede olduğu gibi Lalibela’da da tropikal muson iklimi hakim oluyor. Muson yağmurları yaşandığından Haziran – Eylül ayları arasındaki dönemde gidilmemesi tavsiye edilir. En kurak olduğu dönem ekim-şubat ayları arasındadır. Yıllık ortalama hava sıcaklığı 20-25 derece arasında değişiklik gösteriyor.

